Bel fıtığı yaşayan çalışanlara yönelik “çifte maaş” ve “milyonluk tazminat” başlıkları son günlerde yeniden gündeme geldi. Ancak bu konuda en önemli ayrım, kamuoyunda dolaşan iddialarla resmi SGK uygulaması arasındaki farkı doğru okumak. Resmi SGK kaynaklarına göre bel fıtığının otomatik olarak meslek hastalığı sayıldığına ya da bu konuda yeni bir tarih verilerek ayrı bir hak tanımlandığına dair doğrulanmış bir düzenleme görünmüyor. Buna rağmen, bel fıtığı işin niteliği nedeniyle ortaya çıkmışsa ve gerekli raporlarla ispatlanırsa mevcut mevzuat kapsamında önemli sosyal güvenlik hakları doğabiliyor.
Bel fıtığı meslek hastalığı sayılır mı?
SGK’ya göre meslek hastalığı; sigortalının yaptığı işin niteliğinden, işin yürütüm şartlarından veya tekrarlanan sebeplerden kaynaklanan geçici ya da sürekli hastalık hali olarak tanımlanıyor. Bir hastalığın meslek hastalığı sayılabilmesi için yalnızca teşhis yeterli olmuyor; hastalığın işle bağlantısının kurulması, maruziyet ve yükümlülük sürelerinin değerlendirilmesi ve dosyanın Kurum sağlık kurulunca incelenmesi gerekiyor. Yönetmelikte yer almayan bir hastalıkta ise nihai değerlendirme Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından yapılabiliyor.
Hangi haklar doğabiliyor?
Bel fıtığı iş kazası veya meslek hastalığı kapsamında kabul edilirse, çalışanda meslekte kazanma gücü kaybı oranı belirleniyor. Bu oran SGK sağlık kurulları tarafından %0 ile %100 arasında tespit ediliyor. Eğer sürekli iş göremezlik oranı %10 ve üzerindeyse sigortalı sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanabiliyor. Bu hak, sigortalılık süresinden bağımsız olarak meslek hastalığı veya iş kazasının sonucu olarak değerlendiriliyor.
SGK’dan hangi ödeme alınabilir?
| Hak | Şart |
|---|---|
| Sürekli iş göremezlik geliri | Meslek hastalığı / iş kazası kabulü + en az %10 sürekli iş göremezlik oranı |
| Malullük aylığı | Çalışma gücü veya meslekte kazanma gücünde en az %60 kayıp + 10 yıl sigortalılık + 1800 gün prim |
| Her ikisine birlikte hak kazanılması | İş kazası / meslek hastalığına bağlı %60 ve üzeri oran + malullük şartlarının da oluşması |
SGK’nın yayımladığı bilgilendirmeye göre bir kişi aynı anda hem sürekli iş göremezlik geliri hem de malullük aylığına hak kazanırsa, yüksek olan ödemenin tamamı, düşük olan ödemenin ise yarısı bağlanıyor. Bu nedenle kamuoyunda “çifte maaş” denilen durum tam olarak iki maaşın eksiksiz ödenmesi değil, belirli bir hesaplama kuralına göre iki hakkın birlikte değerlendirilmesi anlamına geliyor.
Başvuru nasıl yapılıyor?
SGK’ya göre meslek hastalığı şüphesi olan sigortalı, bağlı bulunduğu sosyal güvenlik il veya merkez müdürlüğüne başvurarak süreci başlatabiliyor. Dosyada sağlık kurulu raporları, epikrizler, işe giriş sağlık raporu varsa onun örneği, çalışma süre ve koşullarını gösteren belgeler ve mesai listeleri gibi evraklar yer alıyor. Dosya daha sonra Kurum sağlık kuruluna gönderiliyor ve oran tespiti yapılıyor. İtiraz halinde ise dosya Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’na taşınabiliyor.
Tazminat hakkı var mı?
SGK kaynağı sosyal güvenlik ödemelerini düzenliyor; işverene karşı maddi veya manevi tazminat ise yargı süreciyle gündeme geliyor. Burada esas unsur, hastalığın çalışma koşullarından doğduğunun ve işverenin gerekli önlemleri almadığının hukuken ortaya konulması. Bu nedenle tazminat kısmı otomatik bir ödeme değil; sağlık raporları, işyeri koşulları ve mahkeme değerlendirmesiyle şekilleniyor. Bu, SGK gelirinden ayrı bir hukuki yol olarak değerlendiriliyor. Bu paragraf, SGK’nın ödeme sistemi ile iş hukukundaki genel çerçeve birlikte yorumlanarak yazılmış bir çıkarımdır.
En kritik ayrıntı ne?
Bel fıtığı olan herkes otomatik olarak maaş ya da tazminat hakkı kazanmıyor. Asıl belirleyici olan üç unsur öne çıkıyor: hastalığın işle bağlantısı, SGK sağlık kurulu değerlendirmesi ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı. Bu nedenle çalışanların kulaktan dolma bilgilerle değil, resmi SGK başvuru kanalları ve sağlık kurulu süreçleri üzerinden hareket etmesi gerekiyor.